Sahne kaygısı neredeyse bütün icracılarda görülür ve deneyimle tümüyle kaybolmaz. Kaygıyı yok etmeye çalışmak boşa harcanan bir çabadır. Amaç, kaygıyı performansı bozmayacak bir düzeye çekmektir. Bunun için önce belirtiler tanınır: hızlanan nefes, kuruyan ağız, titreyen eller.
Her belirtinin ayrı bir teknik karşılığı vardır. Hızlanan nefes uzun ve yavaş verişle dengelenir; alma değil verme uzatılır. Kuruyan ağız için sahneden önce küçük yudumlarla su içilir. Titreyen eller mikrofonu iki elle tutmakla ya da sabit bir noktaya yaslanmakla dengelenir.
İkinci adım dikkat yönlendirmesidir; kaygı kendine dönük dikkatten beslenir. Dikkat söze ve anlatıya yöneltildiğinde kaygı belirgin biçimde azalır. Üçüncü adım hazırlıktır; iyi hazırlanmış bir eser kaygıyı taşıyabilecek kadar güvenlidir. Hazırlığın yeterli olup olmadığı, eserin dikkat dağınıkken söylenebilmesiyle ölçülür.
Kaygının bir bölümü belirsizlikten gelir; program sırası, sahneye giriş yolu ve ses düzeni bilinmediğinde gerginlik artar. Bu ayrıntılar önceden sorulduğunda kaygının önemli bir kaynağı ortadan kalkar.
Kaygının düzeyi tümüyle sıfırlanmamalıdır; belirli bir uyarılmışlık dikkat ve tepki süresini iyileştirir. Tümüyle gevşek bir icra çoğu zaman dağınık duyulur.
Derslerimizde sahne kaygısı, belirti bazlı teknikler ve dikkat yönlendirmesiyle ele alınır.