Yorum çalışmasında sık karşılaşılan bir yanılgı, duygunun büyütülmesi gerektiğidir. Kursiyer hüzünlü bir sözü söylerken sesini titretir, ağırlaştırır ve yavaşlatır. Sonuç çoğu zaman beklenenin tersidir; dinleyici duygulanmaz, izler. Çünkü duygu tümüyle sahnede tüketilmiştir ve dinleyiciye yer kalmamıştır.
İyi yorumda bir mesafe korunur; şarkıcı anlatır, hissetmeyi dinleyiciye bırakır. Bu mesafeyi ölçmenin pratik bir yolu vardır. Kursiyer aynı cümleyi iki kez kaydeder: biri yoğun, biri sade. İki kayıt bir başkasına dinletilir ve hangisinin daha çok etkilediği sorulur.
Sonuç neredeyse her zaman sade olandır. Bu, duygunun bastırılması gerektiği anlamına gelmez. Duygu vardır ama sesin kontrolünü ele geçirmez. Kontrolü kaybeden ses, teknik olarak da bozulur; nefes düzensizleşir ve entonasyon kayar.
Sık sorulan bir soru da tekrarın duyguyu tüketip tüketmediğidir. Tüketmez; çalışılmış bir eserde duygu anlık heyecandan değil kurulmuş yapıdan gelir ve bu yapı her icrada aynı biçimde yeniden üretilebilir.
Mesafe her eserde aynı değildir; kimi metinler doğrudan bir anlatım ister, kimileri uzaktan bakmayı gerektirir. Karar söz analizinden çıkar.
Derslerimizde yorum çalışması, yoğun ve sade denemelerin karşılaştırılmasıyla ölçülür.