Kursiyerlerin çoğu sesini kontrol edemediğini düşünür; oysa çoğu zaman sorun kontrolde değil, duymadadır. Kulak eğitimi, duyulan sesi zihinde tanıma ve adlandırma becerisidir. Bu beceri doğuştan gelen bir yetenek değil, sistemli çalışmayla kazanılan bir alışkanlıktır.
Başlangıç noktası tek sestir. Kursiyer bir sesi dinler, susar ve aynı sesi kendi sesiyle üretmeye çalışır.
İlk denemelerde sapma olması normaldir; önemli olan sapmanın yönünü fark edebilmektir. Yukarı mı kaydım, aşağı mı sorusuna cevap verebilen kursiyer düzeltmeyi de kendisi yapabilir. İkinci aşama iki ses arasındaki mesafedir; buna aralık denir. Aralıklar önce yakından uzağa doğru, sonra karışık sırayla çalışılır.
Üçüncü aşama, bir ezgi içindeki sesleri birbirine göre konumlandırmaktır. Bu aşamada kursiyer tek tek sesleri değil, ses ilişkilerini duymaya başlar. Günlük çalışma kısa tutulur; on dakikalık düzenli kulak çalışması, haftada bir saatlik çalışmadan daha etkilidir. Çalışmanın kaydedilmesi de gerekir; kendi sesini sonradan dinlemek en hızlı geri bildirimdir.
Çalışma sırasında referans ses için sabit bir kaynak seçilir; her gün başka bir kaynaktan çalışmak kulağın oturmasını geciktirir. Klavye çoğu kursiyer için en uygun referanstır çünkü perdesi sabittir ve tek tuşla yalıtılmış bir ses verir.
İlerlemenin ölçüsü doğru cevap sayısı değil, hatanın büyüklüğüdür. Başlangıçta bir buçuk ses sapan kursiyer birkaç ay sonra çeyrek ses sapıyorsa kulak belirgin biçimde ilerlemiştir.
Derslerimizde kulak eğitimi, tek sesten aralığa ve ezgiye uzanan kademeli bir sırayla yürütülür.